
Şiirimi getir, kalemimi kırdılar
Duvar saatimin serçesine bir şeyler sakladım
Bana bir şeyler getir. Duyuyor musun?
Orada gazeteler
Orada diye başlıyor gazeteler
Orada bir şeyler patlamış
Her şey iç içe geçmiş diyor gazeteler.
Yazık bir karakol lambası altında
Soru sorulmalardan yoruldum
Kirpiklerim ters döndü
Işığı iteliyor gözlerim
Bakışlarımda bir batma hissi
Bana soru sorma, ışığım kırıldı, yanılsadım.
Saatimin serçesinde bir şeyler olacak
Şiirim saklı kalemim kırık
Şimdi söyleyemem.
Duyuyor musun?
Kimin aklına gelir bu hinlik
Kimin aklına girer şam şeytanı
Kimin aklını kurcalar benim kadar
Kimseciklerin aklında olmayanlar…
Şiirimi getir kalemimi kırdılar
Arkadan iteklendim
Bernhard’ın bir dizesine kapaklandı yüzüm;
Asıl sorun, bu kışı acı çekmeden nasıl geçireceğimiz olmalı…
Beni tanımadı sokak işportacıları
Yazık bir Kırıkkale mavisi altında
Arpacık çıkardı gözüm.
Beni tanımadı çakmaktaşı satan çocuk
Emin ol! Herkese söylerdi tanısaydı.
Kalbimi kırdılar şiirimi getir
Gözlerim bir yerlere seğirtilmekten yorgun
Alnıma manasız şeyler konuyor, duyuyor musun?
Duvardaki saatin serçesinde olacak
Şimdi söyleyemem.
Şiirimi getir, serçeyi sal, saati durdur
Kalemim olmadan da yaşarım
Şiirim olmadan belki bir defa.