31 Aralık 2008 Çarşamba

OYALANMAK



Bir kuş düşünmüş
Gagasıyla gökyüzünü çiziyor durmadan
Bülbüllüğün bitmez çilesi düşüyor ağzından,
Bakır bir ormanın üstü örtülüyor sessiz
Topraktan yağmur kokusu kalkıyor
Artık tüm damlarda, kımıltısız
Leylakların baharı
Üst üste,
art arda
sarsıntısız…


Süt dişleri çürük çocuklarla başlıyor gün
Bir kuş göğü çiziyor sonra,
Dayanamıyor üç eylül düşüyor gökten ıslak…
Herkesin içinde ince dert
O nadasa durmuş tarla
Aralıklı sesinle sürülüyor,
Tek bir yaban ses çıkmıyor dağlardan
Ovaya inen yalnız ıslığın…
Her şeyi çağıran bir yanın var senin!


Bir şey dışında her şey doğuya gidiyor
Batıda kalanlara kalan yalnız
Ağma bir boşluk…
Belki bu yüzden,
Tüm oyunlarda çocuklar körebe
Belki bu yüzden,
Herkesin dilinde aynı soru
Her şey eksik,
Her şey başka bir şeye gebe…


Yerini yadırgıyor uysal batı
Dönencelerde iklimler bozuk
Denge duyusunu yitirmiş dünya,
Kopuyor yörüngesinden yuvarlanıyor
Hayli şaşkın
Hayli hırlı
Hayli telaşlı bir güneş yılı
Ayaklarını sallıyor balkonlardan aşağı…
Herkeste ağız birliği yapmış bir umut,
Öz Türkçe;
Dile gelirsen her şey yerine gelir!
Bir dünya düşün ki;
Yerli yerine oturmuş,
ağırbaşlı
vakur
Her şeye ondurulmuş bir hava
Daha ne olsun!
Çatlamış kiremitlere yağmur kokusu…